10 Kasım 2021 Çarşamba

 

Bir tatlı sevda hikayesi sanki sonbahar.Bazen sağanak yağışlı bazen bir yaz sıcaklığında kalpler.

Sevgiye dair ne varsa hepsi ütopyası insanın.İçinde mutlu olduğu bir hayal adasının simülasyonu.Aklına düşenin kalbine inmesi aniden,ne garip ne korkutucu ama bir yandan da ne huzur verici.

Her şeyde olduğu gibi burda da karışık insanın zihni.

Ne zamandır uzağım kalbimden..Ne zamandır hep aklımla düellodayım.Beni yoran kalbimi yoran bu zihnimdeki savaşlar.Hissetmeye  eğilmeyeli ne çok zaman olmuş meğer.Bir kalbim vardı,hatırlamalıydım.


8 Kasım 2021 Pazartesi

BLOG VS SOSYAL MEDYA

 

Yazmak,zihni arındırmanın en iyi yolu bana göre.İnsanın düşüncelerini akıtabildiği bir yolun olması çok güzel.Yazamasaydım muhtemelen kendi kabuğunda boğulan bir insan olurdum.

Özellikle blogta yazmanın özgür hissettiren bir yanı var.Sosyal medyada sanki herkesin önüne seriliyor tüm fotoğraf ve cümlelerimiz.Ama burda iken daha korunaklı bir yerde gibi hissediyorum kendimi.

Yalnızca blogun var olduğu zamanları özlüyorum çoğu zaman.Burdan birbirine yorum yapan insanların henüz gösterişe ve alışverişe dönüşmemiş bir platformun içinde var olmaları çok özel ve güzeldi.Bu sadelik,bu görünmezlik insanı tatmin etmiyor anlaşılan artık.Ben kelimelerin görünüşünün öne çıktığı yerleri daha çok seviyorum.Bir şekilde fırsatım olduğu her an bloguma yazmaya devam edeceğim.Estetik kaygının ağına takılmadan,kendi kendime..

Ben umudumu taze tutmaya çalışıyorum bu konuda.Bir gün yalnızca yazma arzusunda olanların yeniden buluşacağı bir yer olacak bloglar,inanıyorum.Şimdiden yerlerimizi alalım.

5 Kasım 2021 Cuma

GÜVEN


 İnsana dair yeni şeyler inşa etmek her zaman zordur. Mesela sevmeye korkan birine yeniden sevgi tohumları ekmek ya da her defasında kandırılmış birine güven duygusunu yeniden kazandırmak.

Fakat çocuklarla ilgili olarak düşündüğümde bir miktar üzülüyorum. Sistemleri henüz bozulmamışken yetişkinlerin dünyasına göre şekillenen bir hayatları var.Mesela güvensizliği bilmiyorken bununla ilgili tedbirlerin alındığı bir dünyayla karşı karşıya kalıyorlar. Yahut alınan önlemler neticesinde kendilerini güvenilmez ilan ediyorlar. Verdiğimiz mesajların çoğu bu yönde malesef.

Bu gün okulda benim dersime denk geldiği için sınav yapıyordum. Sınav olunan dersin hocası içeri girer girmez öğrencilerden aralarına çanta koymalarını istedi .İstedi diyorum ama ses tonu bir suçluyu uyarır gibiydi.İçim acıdı o çocuklar adına, üzüldüm.Her ne olursa olsun dış güdümlü bireyler olarak yetişiyorlar. Kendini kontrol edemeyeceğine inanarak yol alıyor hayatta o çocuklar. Bu işlerin daha farklı uygulanabilirliğine inanıyorum ben çoğunlukla .Mesela sana güveniyorum mesajının alacağı nottan daha önemli olduğunu düşünüyorum.Öğretmenin daha önce ne tecrübe ettiğini bilemiyorum elbette. Ama bir nesli etkileyecek kararlar alıyoruz, hem öğretmen olarak hem de ebeveyn olarak.

Doğan Cüceloğlu bununla ilgili bir anısını anlatmıştı katıldığı bir programda ,yurt dışına okumaya gittiğinde sınav esnasında hocanın sınıftan ayrıldığından ve hayatında ilk defa kendisine güvenildiğini hissettiğinden bahsetmişti.

İnsan inşa etmek ,ilk olarak güven duygusu üzerinden ilerlenmesi gereken bir yol bana göre .O sebeple hayatın içinde asıl önemli olanın ne olduğuna iyi karar vermeliyiz. Nesilden nesile aktarılacak bir yaranın sebebi olmamak için yaşı kaç olursa olsun insana insanlığın güzel vasıflarına yaraşır davranabilmeliyiz...

4 Kasım 2021 Perşembe

PLANLI HAYAT

 Planlar yapılıyor;günlük,aylık,yıllık... Bir yerde ipin ucu kopunca da her şey bir anda bırakılıyor.

Rutinler oluşturabilmek için belki uzunca süreler emek veriliyor,sonra yine aynı hüsran.Peki bu kopuşları bir kayıp olarak görmesek ne olur? Yani kurduğumuz bir düzen ya da yaptığımız bir plan bozulduğunda yeniden başlamak gocunulacak bir şey olmasa mesela.

Ben uzun yıllar bunun sancısını çektim.Her şeyi rayına oturttuğumda çokça mutlu oluyordum.Plan benim için çok önemliydi çünkü.Ya da rutinler oluşturmaya çalışmak benim hayatımın mihenk taşlarıydı.Fakat  o rutinler bir bozuldu mu her şey alt üst oluyordu birden. Kendime kızmalarımın, yine beceremedinlerin sonu gelmiyordu.

 Bana göre bir şey rutinime dahil olduysa o benim artık günlük planlarım arasındaysa asla fire vermemeliydim.İnsan olduğumu unutarak aldığım bu kararın bana çok zarar verdiğini geç anladım.Çünkü planlar bozulabilirdi,yapılacaklara bazen tik atılamayabilirdi.Ya hep ya hiç mantığıyla hayatını sürdürenlerin beni bu konuda çok iyi anladığını düşünüyorum.

  Sonra da yeniden başlamaya cesaret bulamıyordum, aksaklıklar olunca.Kendi kendime söylenmelerim de artıyordu." Geçen seferde denedin,bak yine devam ettiremedin, başlasan yine aynısı olacak......" bıdı bıdı bıdı bıdı...

Gel sen yap diyeceğim o sese ama neyse:)

Sonra bir çok insanın hatta insanların belki de tamamının bu sorunlarla karşı karşıya olduğunu farkettim. En disiplinli saydığım insanlar bile fireler veriyordu. E o zaman onları farklı kılan neydi?

'Her seferinde yeniden başlayabilmeleri'...

Çünkü benim bıdı bıdıları dinlerken geçirdiğim süreyi onlar yeniden başlamış olarak geçiriyorlardı. Fark tam olarak buydu.

Ve anladım ki; insan yeniden başlamalardan ibarettir.

Artık düştüğüm ,aksattığım, bıraktığım her neyse onunla ilgili kendime söylenmek yerine "tamam hadi yeniden başlıyoruz" diyorum. Ya da kaldığım yerden devam ediyorum diyorum. Mükemmel ve kesintisiz ,aksamasız bir hayat mümkün değil. İnsan her konuda tüm kudreti elinde bulunduran da değil. Belki de hayata dair  handikaplarımızın tamamı bu yanlış anlamalardan ortaya çıkıyor.

3 Kasım 2021 Çarşamba

GÖZLE-ME


Yalnızca baktığını görebilmek mümkün mü hayatın içindeyken? Yorumlamadan ,değerlendirmeden ,çıkarım yapmadan katıksız bir gözlem yapabilmek?

İnsanın gözüyle zihni arasındaki mesafenin yakınlığından mı böyle bu? Olanı olduğu gibi bir film çeker gibi, bir fotoğraf karesi gibi algılayabilmenin bir yolu var mı?

Çünkü önce doğru görmeyi öğrenmek gerekiyor, doğru yorumlamalar yapabilmek için. Zann batağına batmamak için özellikle. Bakışı nötrlemek belki bunun adı.

   Bir süredir kendime verdiğim ödev bu; yalnızca görmek, gözlemek...Kendimce anlamlar yüklemeden olan bitene. Belki böyle olduğunda daha az kurgulayacak zihnim olumsuzlukları. Pozitif olamıyorsa bile en azından orta bir yerde duracak bir süre. Nasıl ki insan sayısı kadar yorum varsa her sahne için ,bunlardan en güzeline müşteri olacağım artık belki de.  Gözlemek,  sihirli kelime. Bakışını temizleyerek göze de güzel ahlak kazandırmak belki.

2 Kasım 2021 Salı

 

   Bir yerden tanıdık bu his. Çocukluk neşesi gibi geliyor bana.

Hiç olmayacak dediklerimin gerçekleşmesi, bir hayalin peşinde takılıp takılıp düşmenin sonu. Öğretmenim diyen seslere "bi daha söyle" deme isteğinin zirveye çıkması. "Abartma sende diyor" o malum muhatap ,hani şu her mutlu anımda "altında bir şey vardır bu kadar sevinme" diyen. Kendimin baş düşmanı, tanıştırayım; iç sesimin karanlık yanı.

   Bağıra bağıra "ben öğretmen oldum" deme arzusu hisseden diğer tarafı bu defa alt edemeyecek, belli ki.

Çok bekleyince daha kıymetli bazı şeyler, çok özleyince daha çok aşk gibi..Daha yoğun bir şükür gibi.

Önünü sonunu bilmiyorum hiç şu an ama kaç gün sürecekse işte o zamanı kaygılarımla kuşatmak yerine bu defa coşkuyla yaşamayı seçiyorum. Bir duanın kabulü ya bu, sesinin duyulması bir yandan. Sesim hep duyuluyor. .Her an, her zaman, her dakika.. En çok sesimin çıkmamasından korkuyorum,en çok O'na seslenmenin huzurunu kaybetmekten. 

    Bir bahçe avlusunun eşiğinde gözlerim kapalı...Dinlediğim şarkı Nobahari...