3 Ağustos 2019 Cumartesi

En Uzun Yoldur İnsanın İçi…



İnsan nedir? Kimdir insan? Tarih boyunca hemen herkesçe bir tanımı bulunan bu girift mefhum Aristo’nun ifadesiyle “düşünen bir hayvan”, Carl Max’a göre “toplumsal ve üretken bir varlıkken”, Sigmund Frued’un düşünce yapısında “cinsellik ve saldırganlık dürtüleriyle davranışlar sergileyen bir canlıdır.” Spesifik bir kavram olan insan kavramını tanımlayanların çoğu kendi düşünce sistemleri,yaşantıları ve deneyimlerinden yola çıkarak bir takım izahatler yapmışlardır. Ancak tüm bu tanımların ötesinde Şeyh Sadi Şirazi  insanı  kompleks ifadelerden arındırarak en yalın ve son derece samimi bir şekilde açıklamıştır. "İnsan, yek katre-i hunest ve hezar endişe"(İnsan birkaç damla kan, bin bir endişe)Tanımda yer alan ” bir damla kan” hepimizce malum olan insanın biyolojik yönüne işaret ederken, “bin bir endişe” kısmı insanın kaygılar üzerine kurulu yaşantısını ifade etmektedir.

İnsan endişe eder.. Sever endişelenir ya vuslata eremezsem diye yahut kavuşur endişelenir firak kapıda olmalı diye.. İnsan mal-mülk kazanırken de endişelenir kazancımı nice zamana kadar elimde tutabilirim diye.. Bir vakit gönlünde bir arzu duysa endişelenir gerçekleşmeyeceğini sanarak, arzusunu karşısında bulsa bu defa da hayıflanır boş heveslerin peşinde koştuğuna hükmederek..

İnsan hüzünlenir.. Yaratıcı tarafından insana bahşedilen bu nimetin tarihçesi Adem Peygamber’e değin uzanır.Rivayete göre Hz.Adem’in yaratılmasının ardından üzerine 39 yıl hüzün yağmuru, sadece 1 yıl sürur yağmuru yağmıştır.Bu sebeple insanın hüznü her daim mutluluğunu aşar. Her ne zaman çiçek açsa bir yanı, bir diğer yanı yaprak dökmeye başlar. Gülen gözlerinin hemen yanı başında gözyaşları gizlenir, akmak için sabırsızlanarak.. Ancak şu da bir hakikattir ki insana en fazla hüzün yakışır..

İnsan en çok da sever..Denizi,gökyüzünü,çakıl taşını..Şeftalinin üzerindeki ince tüyleri, semadaki yağmuru müjdeleyen bulutları, yanaklarına minik buseler konduran rüzgarları sever. Başını döndüren kitap rayihalarını, kalbini mütemadiyen gıdıklayan şiir satırlarını, dostun sohbetiyle tatlanan şekersiz çayları sever..

Ve insan insanı sever.. Kabiliyetince, fıtratınca sever. Kimi boyun eğmek nedir bilmeyen coşkun sular gibi korkusuzca sever. Kimi dağların zirvelerinden denizin diplerine kadar mücadele ede ede sever. Kimi ise serçe kuşu gibi ürkek ürkek sever. Ruhu bedenini her vakit terk etmeye hazırdır. Telaşı, korkusu gölge gibi her daim ardındadır..