
Hiçbir an (ı) ölmez.Mevta kategorisine yerleştirdiklerimiz ise kabirlerinde ba'as gününe kadar bekler.Bu dirilişi bazen tınılarından bağımsız olmaya çalışan bir ses, bazen alelade yaftası yemiş bir koku, bazen de kadim bir tiyatro eserinin yeniden sahnelenmesine benzer bir dizi tanıdık hadise tetikler.
İstisnasız bu muhtelif uyarıcıların tamamı suret-i zamandan gözüken ancak zamansız bir lahzanın içerisinde hareket eder.İnsanın beş dış duyusu bu durumu zaman ve mekanla algılayabilirken ruh,mekansızlık bahçesinde zamasızlık nehrinin yanında nafani bir lezzetle kendisinden geçer.İşte Khaled Hosseini tüm bunları ve daha da fazlasını bizlere hissettirirken fırsat bu fırsattır diyerek anıların sarhoş edici özelliğini de roman kahramanları aracılığıyla bizlere hatırlatır.
Ayrıca kitapta anılar listesinde zirveye oynayan iki olgunun - ilk aşk (çocukluk aşkı) ve baba sevgisi- mücadelesine de şahit oluyoruz.İlk aşkı, oyun kokan sokaklarda nefesimiz kesilene dek kovalarken, bir babanın yüzündeki çizgilerden müteşekkil yepyeni bir yazı dili keşfediyoruz.
İçimiz ağrıyana kadar özlerken geçmişi,gözlerimiz kararana kadar hayal ediyoruz.
Kederimiz kalabalıklarda utandığımız baş parmağını ifşa eden sökük bir çorap iken,tenhada en güvenilen hakikatimiz oluyor aniden.
Dostlarımız ise en umutsuz anımızda karşımıza çıkan birer nane şekeri.
Ve kitaplar...
En gizli duygularımızı turnusol kağıdı gibi çözümlerken en vazgeçilmez sığınaklarımız da oluyor fec'eten..
